Bir zamanlar Mersin’in görkemli yapılarından biri olan Rum Ortodoks Kilisesi, şehrin tarihine tanıklık eden önemli eserlerden biriydi. 1885 yılında Mavromati tarafından inşa edilen bu kilise, dönemin estetik ve mimari değerlerini yansıtarak, bölgedeki Rum Ortodoks cemaatinin ibadetlerini gerçekleştirdiği bir mekândı. Bugün ise bu önemli yapının geriye yalnızca kapısı kaldı; tıpkı tarihin sessiz bir yadigârı gibi…
Bir Kilisenin Kaderi: Taşları, Tarihi ve Yok Oluşu
Rum Ortodoks Kilisesi’nin taşları, T.S. Gür döneminde sökülerek, o dönem inşaatı süren ve günümüzde Cumhuriyet Meydanı’ndaki Kültür Merkezi olarak bilinen binanın yapımında kullanıldı. Şehrin tarihi mirasını yaşatması gereken bir yapı, başka bir eserin inşasına kaynak oldu ve böylece bir döneme tanıklık eden kilisenin varlığı, taş taş yok edildi.
Zafer Camii ve Okul Dönemi
Bir dönem Zafer Camii olarak kullanılan kilise, farklı bir dini kimlik kazandı. Daha sonra okul olarak hizmet vererek, Mersin halkına eğitim alanında katkı sağladı. Ancak bu çok yönlü kullanımlar bile yapının ayakta kalmasını sağlayamadı. Bugün, bir zamanlar çeşitli işlevler üstlenen bu yapının geriye kalan tek parçası, taşlarla dolu hikâyesini hatırlatan kapısıdır.
Mersin’in Yok Edilen Tarihi
Mersin, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir. Ancak ne yazık ki, bu zengin miras, zamanla yok edilen yapılar, sökülen taşlar ve tarih bilincinin eksikliği nedeniyle giderek kayboluyor. Rum Ortodoks Kilisesi’nin başına gelenler, bu durumun en acı örneklerinden biri. Bugün, L. Yaprak koleksiyonunda yer alan bir fotoğraf, bu görkemli yapının bir zamanlar ne kadar değerli olduğunu bizlere hatırlatıyor.
Sonuç
Bir şehrin tarihi, sadece binaların değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal hafızanın da taşıyıcısıdır. Rum Ortodoks Kilisesi’nin akıbeti, bu hafızanın nasıl tahrip edildiğinin açık bir göstergesidir. Geriye kalan kapı, bizlere sadece bir mimari parçayı değil, aynı zamanda geçmişin izlerini koruma sorumluluğunu da hatırlatıyor.
Bu hikâye, Mersin’in tarihi eserlerine nasıl sahip çıkması gerektiğini bir kez daha düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. Çünkü bir toplum, tarihini koruduğu ölçüde geleceğine yön verebilir.
Haber/İsra İsa/Mersin