Türkiye’de Siyaset: Ezberleri Bozan Bir Hafta
Geçtiğimiz hafta, Türkiye siyasi tarihinde eşine az rastlanır bir süreci yaşadı. Ezberler bozuldu, alışılmış kalıplar sarsıldı. Herkesin dilinde tek bir soru vardı: Ne oldu bize?
Önce, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edildiği haberi geldi. Yetkililere göre, 35 yıl önceki bir üniversite yönetimi hatalı bir işlem yapmıştı ve bu hata yıllar sonra fark edilmişti. Bu açıklama, toplumun geniş kesimleri tarafından şüpheyle karşılandı. Bir belediye başkanının diploması, tam da cumhurbaşkanlığı adaylığı konuşulurken mi iptal edilirdi? Tesadüf müydü, yoksa bilinçli bir hamle mi?
Bu sorular cevap bulamadan, birkaç gün içinde İmamoğlu gözaltına alındı ve ardından tutuklandı. İktidarın planı açıktı: Rakibi zayıflatmak, itibarsızlaştırmak ve siyasi geleceğini sarsmak. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.
Halk, Ezberleri Bozdu
İmamoğlu’nun tutuklanması sadece bir hukuki süreç olarak kalmadı; aksine bir halk hareketine dönüştü. Türkiye’nin dört bir yanında protestolar patlak verdi. İnsanlar sokaklara döküldü, meydanlar doldu, sosyal medya tek bir ses oldu: “Bu karar adil değil!”
En büyük sürpriz ise CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için düzenlediği önseçim oldu. Partinin örgütlü yapısının ötesinde, halk bu seçime büyük bir katılım gösterdi. Yalnızca CHP üyeleri değil, Türkiye’nin dört bir yanındaki milyonlarca insan, adeta bir güvenoyu niteliğinde oy kullandı.
Önseçime katılanların sayısı tam 15 milyondu. Bu rakam, bir parti içi oylama için değil, genel bir seçim için bile olağanüstüydü. Üstelik bu oylar, hapisteki bir aday için kullanılmıştı. 15 milyon insan, hükümete açık bir mesaj verdi: “Sizin bu hamlenizi kabul etmiyoruz.”
Bir İletişim Felaketi
Bu gelişmeler, iktidarın uzun süredir ustalıkla yönettiği iletişim stratejisinde bir kırılma yarattı. Hükümetin olayları manipüle etme çabası ters tepti. Eski yöntemler artık çalışmıyordu.
Normal şartlarda, bir siyasetçinin yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alınması halk nezdinde soru işaretleri yaratabilirdi. Ancak bu kez, halkın geniş kesimleri bu hamleyi bir siyasi operasyon olarak gördü.
Üstelik iktidar, bu süreci yönetirken bir hata daha yaptı: Zamanlamayı yanlış belirledi. Eğer bu tutuklama süreci, seçimlere daha yakın bir dönemde yapılsaydı, belki de kamuoyu tepkisi farklı olabilirdi. Ancak halkın adalet duygusunu zedeleyecek kadar erken bir müdahale yapıldı ve bu da geniş çaplı bir tepkiye yol açtı.
CHP’nin Önünde Yeni Bir Yol
Bu yaşananlar, CHP için de önemli dersler içeriyor. Parti, uzun yıllardır örgütsel hantallıkla eleştiriliyordu. Ancak son haftada yaşananlar gösterdi ki, CHP tabanının ve genel olarak halkın beklentileri, örgütlü yapının çok daha ilerisinde.
Önseçim sürecini yönetme biçimi, CHP’nin toplumun nabzını ne kadar tutabildiğini de gözler önüne serdi. Eğer bu dalgayı doğru yönetemezlerse, halkın enerjisi boşa harcanabilir. Peki, CHP bu süreci bir halk hareketine dönüştürebilir mi? İktidarın adımlarına karşı nasıl bir yol haritası çizecek?
Bu soruların yanıtı, önümüzdeki günlerde şekillenecek. Ancak bir gerçek var: Türkiye, siyasi tarihinin en ilginç haftalarından birini yaşadı ve bu haftanın etkileri uzun süre konuşulacak.
Gelecekte ne olursa olsun, bu sürecin bir kazananı şimdiden belli: Halkın iradesi.
Mehmet Açık
📧 Her türlü soru ve geri bildiriminiz için bizimle iletişime geçebilirsiniz: guncellhaberajans@gmail.com