featured
  1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Atatürk’ün Halkçı Kalkınma Modeli Yeniden Gündemde!

Atatürk’ün Halkçı Kalkınma Modeli Yeniden Gündemde!

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’nin Geleceği: Atatürk’ün Halkçı Bağımsızlık Programına Dönüş mü, Mandacılığa mı?

Bugün Türkiye’nin geleceği, sadece içerideki politik mücadelenin değil, aynı zamanda uluslararası güç odaklarının etkisiyle şekillenen bir sorudur.

Bu bağlamda kritik bir soru gündeme gelmektedir: Türkiye’nin kurtuluşu, mandacı çıkarları savunan kişilerin işbirlikçi tavırlarında mı, yoksa Mustafa Kemal Atatürk’ün halkçı ve bağımsızlıkçı programında mı?

Tarihsel süreçlerde, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi her zaman dış müdahalelere karşı bir duruş sergilemiş ve ülkenin egemenliğini savunmuştur. Ancak günümüzde, bazı kesimler, ABD emperyalizmi, NATO, AB gibi dış güçlerin Türkiye’yi etkileme gücünden faydalanmayı savunarak, ekonomik ve siyasi çıkar sağlama peşindedirler. Ancak bu yol, Türkiye’nin bağımsızlığını tehlikeye atacak, ulusal egemenliğimizi zayıflatacak ve iç sorunları daha da derinleştirecektir.

Bugün, işsizlik, yoksulluk ve pahalılık gibi sorunlar, dış yardımlar ve emperyalist desteklerle çözülmeye çalışılmaktadır. Ancak bu yaklaşım, Türkiye’nin kalkınmasını sağlamaz. Türkiye, dış müdahale ve yardımlar üzerinden değil, kendi iç dinamikleriyle, halkının gücüyle ayağa kalkmalıdır. Dış güçlere el açarak, bağımsızlık ve özgürlük isteyen bir halkın gerçek çözümünü bulması mümkün değildir. Dışarıdan gelen desteklerle bu sıkıntılar geçici olarak hafifletilebilir, ancak köklü bir çözüm elde edilmesi mümkün olmaz. Türkiye’nin gerçekte ihtiyacı olan şey, bağımsızlık, iç kaynaklara dayanma ve halkçı bir kalkınma modelidir.

Tarihin bize gösterdiği bir gerçek vardır ki; kendi gücümüze dayanmadan hiçbir sorun çözülmez. Geçmişteki Kurtuluş Savaşı ve sonrasındaki kalkınma hamleleri, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinin somut örnekleridir. Atatürk’ün önderliğinde, 1930’lu yıllarda Türkiye, kısa bir sürede dünyada en hızlı büyüyen iki ülkeden biri haline gelmiştir. Bu başarı, bağımsızlık, halkçılık ve kalkınma anlayışının ve Atatürk’ün devrimci programının sonucudur. Bugün de, tıpkı o yıllarda olduğu gibi, Atatürk’ün halkçı, üretime dayalı, dışa bağımlı olmayan kalkınma modeli ile bağımsız bir Türkiye inşa edilebilir.

Atatürk’ün devrimci çizgisi, sadece sanayi devrimi, eğitim, sağlık ve hukuk reformları gibi kalkınma adımlarını değil, aynı zamanda ulusal egemenliği de temel almıştır. Bu bakış açısıyla, yolsuzluk ve hırsızlıkla mücadele, uluslararası bağımsızlık ve toplumsal adalet hedeflenmiştir. Bugün, Türkiye’yi yeniden inşa edebilmek için bu programı savunacak bir siyasi çizgiye ihtiyaç vardır. Atatürk’ün Altı Ok’unu savunan, emperyalizme karşı duran, halkçı ve devrimci bir kadro, ülkemizi yeniden üreten, büyüyen ve bağımsız bir Türkiye olarak dünyaya tanıtabilir.

Emperyalizme ve Küresel Finans Kapitaline Karşı Durmak

Türkiye’nin çözümü, mandacılığa ve emperyalizme karşı durmaktan geçer. ABD emperyalizmi, NATO ve küresel finans kapital, Türkiye’nin bağımsız politikalarını ve yerli kalkınma hamlelerini engellemeye çalışmaktadır. Ancak bu engeller aşılabilir ve Türkiye, Atatürk’ün halkçı, bağımsızlıkçı programı ile kendi yolunu çizebilir. Türkiye’nin geleceği, bu güçlere karşı durabilen bağımsız bir yönetimle şekillenecektir. Diğer her şey, bağımsızlık mücadelesini unutan ve uluslararası baskılara boyun eğen bir hikâyeye dönüşür.

İçerideki Yanılgıları Aşmak

Ne yazık ki bazı kesimler, hala emperyalist güdümlü politikaların etkisinde kalmaktadır. İçerideki bu yanılgılar, Türkiye’nin gerçek bağımsızlık yolunda ilerlemesine engel olmaktadır. Ancak tarih bize her zaman doğru yolu gösterir. Kurtuluş Savaşı’nın, Atatürk’ün halkçı ve bağımsızlıkçı devrimlerinin izinden gidildiği sürece, Türkiye’nin bağımsızlığı korunur, halkının refahı sağlanır. Bu yolda kararlılık, disiplin ve halkçı bir programla her türlü engel aşılabilir.

Bugün, Atatürk’ün halkçı bağımsızlık programını savunan, emperyalist güçlere kafa tutan, ulusal çıkarları ön planda tutan bir yönetim anlayışı, Türkiye’nin geleceği için en doğru yoldur. Bağımsızlık, egemenlik, halkçılık ve üretim bu ülkenin gerçek zenginliğidir ve bu temele dayalı bir kalkınma modeli, Türk milletinin hak ettiği refahı getirecektir.

Sonuç: Gelecek Bizim Ellerimizde

Türkiye’nin bağımsız geleceği, Atatürk’ün halkçı, devrimci çizgisiyle yeniden inşa edilebilir. Bu yolda, mandacılığa karşı, emperyalist güçlerin etkisini reddeden bir siyaset ve ulusal egemenliğe dayalı bir kalkınma modeli ile bağımsız Türkiye hedefine ulaşılabilir. Türkiye’nin gerçek kurtuluşu, dışa bağımlı değil, kendi iç gücüne ve halkının iradesine dayalı bir gelecektir. Bu yol, halkçılık, eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık adına atılacak doğru adımdır.

Buse Yılmaz

📧 Her türlü soru ve geri bildiriminiz için bizimle iletişime geçebilirsiniz: guncellhaberajans@gmail.com 

1
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Atatürk’ün Halkçı Kalkınma Modeli Yeniden Gündemde!
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Giriş Yap

Güncel Haber Ajans ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin