NEYİN PEŞİNDEYİZ?
Günümüz dünyasında teknolojik ilerlemeler baş döndürücü bir hızla gelişiyor.
200 gramlık bir cihaz artık sadece bir telefon değil; bir televizyon, radyo, pusula, kamera, ansiklopedi, sağlık takip cihazı ve hatta kişisel asistanımız haline geldi. Hangi gün yağmur yağacağını, borsanın nasıl dalgalandığını, gün içinde kaç adım attığımızı saniyeler içinde bize bildiriyor. Öyle ki, bu cihazlar artık kulağımızın işitme seviyesini bile ölçebilecek noktaya ulaştı.
Peki, bütün bunları kim üretiyor? Batı dünyası…
Kim geliştiriyor? Yine Batı…
Biz ve diğer İslam ülkeleri ise tüketici olmanın ötesine geçemiyoruz.
Peki, Biz Neyin Peşindeyiz?
Biz hâlâ “Göz damlası orucu bozar mı?”, “Şarkı dinlemek günah mı?”, “Telefonu icat eden adam cennete mi gider cehenneme mi?” gibi soruların etrafında dönüp duruyoruz.
Batı dünyası uzaya çıkıyor, Mars’ta koloni kurma planları yapıyor, yapay zekâyı tıp ve mühendislikte devrim yaratacak şekilde kullanıyor. Biz ise hâlâ seccade boyutunu tartışıyor, deniz ürünlerinin mekruh olup olmadığını konuşuyoruz.
Bir an durup kendimize sormamız lazım:
Neden bu çağın en büyük keşiflerinde adımız yok?
Neden, içinde yaşadığımız yüzyıla bizim de bir şeyler katmamız gerektiğini düşünmüyoruz?
Bilgi Üretmeden Gelecek Kurulmaz
Müslüman dünyanın en parlak dönemlerini düşündüğümüzde, İbni Sina’nın tıpta, Harezmi’nin matematikte, Farabi’nin felsefede, El Cezeri’nin mühendislikte çığır açtığını görüyoruz. Onlar sadece “haram mı, helal mi?” tartışmalarına takılıp kalmadılar. Onlar, bilgi ürettiler, icatlar yaptılar, insanlığa katkı sundular.
Bugün neden aynı potansiyele sahip olmuyoruz?
Çünkü zihnimiz üreten değil, tüketen bir mantıkla çalışıyor.
Kendi değerlerimizi, bilimle, teknolojiyle, üretimle birleştirebilecekken, zamanımızı dar çerçeveli tartışmalar içinde tüketiyoruz.
Ümmetin Geleceği Üretmekten Geçer
Gerçek İslam medeniyeti, bilgi üreten, ilimle gelişen, bilimde öncü olan bir medeniyettir. Eğer bugün Müslüman dünyası olarak sesimizi duyurmak istiyorsak, bunu ancak bilimde ve teknolojide öne çıkarak yapabiliriz.
Bu yüzden artık neyin peşinde olduğumuza karar vermemiz gerekiyor.
Göz damlasının orucu bozup bozmadığını mı konuşacağız, yoksa kendi keşiflerimizi mi yapacağız?
Batının ürettiğini tüketmeye devam mı edeceğiz, yoksa kendi teknolojimizi mi geliştireceğiz?
Düşünelim… Yoksa gerçekten de asıl meseleyi kaçırıyor muyuz..?
Halkın Sesi
📧 Her türlü soru ve geri bildiriminiz için bizimle iletişime geçebilirsiniz: guncellhaberajans@gmail.com